18 Mart 2012 Pazar

Türkiye'nin İstihdam ve İşsizlik Şeması


Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK), işsizlik oranını hesaplarken Uluslararası Emek Örgütünün (ILO) standart hesaplama yöntemlerini kullanıyor. Buna göre 15 yaşından büyük olan ve tam gün esasına göre bir işte çalışmıyor olanlar gruplara ayrılıyor. TÜİK’in kullandığı uluslararası standarda göre istihdam edilmeyen, son üç ayda iş aramış olan ve 15 gün içinde bir işte istihdam edilebilecek durumda olan kişiler işsiz olarak sınıflandırılıyor ve oran bu sayıya göre hesaplanıyor. Bu hesaplamaya iş bulma ümidi olmadığı için son üç ayda iş aramayı bırakmış olup da iş bulsa çalışacak olanlar, mevsimlik işlerde çalıştığı için iş aramayan ama sürekli iş bulsa çalışmaya hazır olanlar, ev kadını, emekli, irad sahibi, öğrenci ya da özürlü, yaşlı ve hasta olduğu için iş aramayan ama bulsa çalışmaya hazır olanlar, diğer nedenlerle iş aramayan ama iş olsa işbaşı yapmaya hazır olanlar dahil edilmiyor.

Özetle 15 yaşından büyük olup da son üç ay içinde iş arayan ve 15 gün içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu bildirenlerin toplam işgücüne bölünmesiyle işsizlik oranı hesaplanıyor.



Bir hesaplama örneği vermek için Türkiye’nin Aralık 2011’deki istihdam durumunu sayılarla ele alalım. Aralık 2011’de Türkiye’nin nüfusu 72.925 bin kişi olarak tahmin edilmektedir. Bu nüfusun 54.122 bini 15 yaş ve daha yukarı yaş grubudur. Bir işte çalışanlar yani istihdam edilenler (23.678 bin) ve son üç ayda iş aramış ve 15 gün içinde işe başlayabilecek konumda olan işsizlerin (2.576 bin) toplanmasıyla bulunan toplam işgücü 26.254 bin kişidir.
İşsizlik oranını hesaplamak için şöyle bir denklem yazabiliriz:

İşsizlik Oranı = Son 3 ayda iş arayan ve 15 gün içinde işe başlayabilecek durumda olanlar / Toplam işgücü

2011 yıl sonu itibariyle istihdam edilenler ve işsizler şu şekilde hesaplanıyor.


5 Şubat 2012 Pazar

Kadın ve Erkek Hakkında

Bizim memlekette evli erkek karısından on yıl önce ölüyor..

"Ortalaması bu..Lafı tersine çevirirsek

"Kadın kısmı ortalama olarak kocalarından on yıl dahafazla yaşıyor.."

Batı'da böyle on yıllık fark yaratan, geniş aralıklı bir hayat ortalamasıyok..
Bizde var..
Demek ki bizim kadınlar daha kıyıcı..
Laf beyliktir ama tekrarlamakta mahzur yok..

Kadının hayatı evlendiği gün başlar, erkeğinki de nikâh masasında biter..

Ondan sonrası besbelli "bitkisel hayat" gibi bir şey..
Nikâh defterine imza atıp da zamanı geriye doğru saydırmaya başladın mıbileceksin ki kurtuluşun olmayacak..

Kadın teknik olarak "başının etini yemekten" başlayıp, bütün vücuthücrelerinin birer birer hakkından gelecek.. Çareyi öte dünyaya firar etmektebulacaksın.."Yok daha neler.. Benim karım öyle değildir.." demeyin.. Başınıza geleceğinfarkına bile varmazsınız..Gerçi bazı belirtileri vardır ama erkek kısmısı nedense bunu hep hafife alır..

ERKEN TEŞHİSEvli bir kadın, kocasını başkalarının yanında eleştirmeye başladı mı bilin kisüreç de işlemeye başlamıştır..

En hafifinden bir eleştiri "Bizimki çok yumuşak başlı.. Hakkını hiç aramaz.."türünden bir laf sokma mesela..Başlangıçta dozlar hep küçüktür.."Alışveriş yapmayı bilmez ki.. İlk gördüğünü alır..""Bir gün de çocuklarla o ilgilense..""Anasının ağzının içine bakar.."Erkeğin bünyesi bu laf sokmalara bağışıklık kazandıkça kadının verdiği dozartar..Evliliklerde "Senin için saçımı süpürge ettim.." lafına gelindiğinde bilin kio lafın muhatabı olan erkek, erken gidicidir..Evlilik ilişkisinde erkek de kavga eder.. O da ağzına geleni söyler.. Lakinerkeğin kavga anındaki saldırıları Kandil Dağları'na yapılan hava hücumlarıgibidir..Arka arkaya beş on sorti, ondan sonra hız kesilir..Kadının saldırısı ise düşük yoğunlukta ve süreklidir.. Şiddet içermeyen amainsanın içine koyan beş on cümleyi her gün erkeğin bünyesine verir..Tahribat belli olmasa da her küçük saldırıda erkek binlerce vücut hücresikaybeder..Orta yaşlarda günlük hücre kaybı ortalama yüz eli bin ise kadının sistemlisaldırıları sayesinde bu günde iki yüz elli bin ortalamaya çıkar..Nüfus istatistiklerimize yansıyan "on yıllık hayat farkını" ortaya çıkaran dabu aşırı hücre kaybıdır.. ***Televizyonlardaki evlilik programlarını izleyin..Elli, altmış yaş aralığındaki kadınların çoğu kocalarını öbür tarafa teslimedip gelmişler..Aynı yaş aralığında olup da eş arayan erkeklerin çoğu boşandıkları içinoradalar..Hâlâ evlenmek için programdan programa gezinmeleri ise bir önceki nikâhlarındabünyelerine giren "evlilik virüsünün" etkisinden..Erkeğin erken yolcu olmasına sebep olan bu virüsün diğer yan etkisi de erkeğisersemletmesi.. Veya mevcut sersemliğini ikiye katlaması..Erkeğin zaman zaman kendini mutlu sanması da bu sebeptendir.. Demek ki buvirüs kafa da yapıyor..ŞARTIMIZ VAR..Evlilikte tartışma kaçınılmazdır..Erkek sersem gibi bu tartışmalara dalarsa, bünyesindeki hücre kaybı daha çokolur.. Burada haklı olup olmamak önemli değildir..İşin doğrusu şudur:Erkek hatalıysa, lafı gevelemeden bunu itiraf etmelidir.. kadın hatalıysaerkek susmalıdır..Bunu söylemekten dilimde tüy bitti ama tekrarında fayda var..Evlilik ilişkisinde kadın tavuk ise erkek solucan kapasitesindedir.. Tavuklatartışan solucan hep kaybeder.. İyisi mi susup, ömrü uzatmaya bakmalı..Şimdiii.. Kadınla yaşamayı seçen erkek için hiç mi umut yok, diyesoracaksınız..Erkek kısmısının "gönüllü hayat koçu" olarak söyleyeyim, var.. Ama şartabağlı..O şartları da Çin'de yaşayan bir bilge kişi belirlemiş.. Çinli bilge kişievlenmeye niyetlenen erkeğe beş önemli tavsiyede bulunuyor.."Bulacağın kadın hem evde marifetli olsun hem de sana kendi işinde yardımedebilsin.. Aynı zamanda kendisi de zengin olsun.."(Tövbe estağfurullah.. Sövdürecek beni..)"Bulacağın kadın esprili, şakacı, gülmeyi ve güldürmeyi bilen biri olsun.."(Konservatuarların çevresindeki kafelere dadan mı demek istiyor acaba?)"Bulacağın kadın güvenilir olmalı ve yalan söylememeli.."(İyi de evlenmeden önce nasıl test edeceksin?)"Bulacağın kadın yatakta da iyi olmalı.. Bunu sevmeli.."(Bu da bir çeşit piyango.. Geldik en önemli şarta..)"Bulacağın bu dört kadın birbirini tanımamalı.."(Oley be!)Ne öğrendik şu ana kadar?Biiir.. Ya doğru seçimler yapıp, seçtiğin kadınları yüz yüze getirmeyeceksin..İkiii.. İmkânsızlıktan veya yeteneksizlikten tek seçenekte kalmışsan,tartışmayacaksın.. ***Erkeğin kadınla tartışma kapasitesi sınırlı olduğundan bu tür zorlamalar aşırıhücre kaybına sebep olur.. Kadında ise bu yetenek sınırsızdır..Çünkü kadının kasnak (basen) dediğimiz nahiyesi erkeğinkinden daha yağlıdır..Burada "Steatopoji" dedikleri kıç yağı bulunur..Aynı yağ devenin hörgücünde de vardır.. Deve bu sayede on dokuz gün su içmedençölde yürüyebilir..Kadın da o yağ sayesinde çıkan bir kavgayı, hiç yorulmadan, o yağdanbeslenerek günlerce sürdürebilir..Anladınız mı şimdi?Haaa! "Benim popom da fena değildir.. Kavgadan, tartışmadan kaçmam.."diyorsanız o başka..Dötüne güvenen borazancıbaşı demişler..